Menü
ANA SAYFA
YOL HiKAYELERi
AKTÜALİTE
EDiTÖRDEN
SALİHLİ SANAT DOSTLARI
AYIN KİTABINI TANIYALIM
R Ö P O R T A J L A R
ŞAİRLER-ŞİİRLER
SPOR HABERLERİ
TÜRKİYE'Yİ TANIYALIM
Salihli-MANİSA ve Rotterdam-HOLLANDA
KARAKALEM-İlginç Resimler
YAZARLAR-Haber Portalı
L İ N K L E R
V İ D E O L A R
Ziyaretçi Defteri
GALERİ > Platform > Kadın >
İletişim : mustafa_toga@hotmail.com
Arşiv-I ...... H A B E R L E R : 001-200
Arşiv-II .... H A B E R L E R : 201-341
Arşiv-III ... H A B E R L E R : 342-414
Arşiv-IV ... H A B E R L E R : 415-522
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARI SEZONU İZMİRLİ SANATSEVERLERİ AĞIRLAYARAK KAPATTI
=> 416-MELİKE İLE İSMAİL "DİLLERE DESTAN DÜĞÜN"
=> -ÖNCÜ AİLESİ’NE İZMİRDEN BANKACI GELİN GELDİ!
=> -TÜRK STK'LAR AMSTERDAM'DA MULTIFESTIJN'DE BULUŞTU
=> -BÖYLE OLUR TİYATROCULARIN DÜĞÜNÜ !
=> 420-EMİNE UYSAL'DAN ÇAYIN YANINDA ŞİİR KİTABI SERVİSİ !
=> -SALİHLİ GÜVERCİN SEVERLER DERNEĞİ DENİZLİ'LERİ AĞIRLADI
=> -BİR HOLLANDA EFSANESİ DAHA! 2-1
=> -BU İNSANLAR NEDEN BEKLİYOR?
=> -SALİHLİ BELEDİYESİ İFTAR SOFRASI KURDU
=> -TÜRKİYE IQ SIRALAMASINDA SONDAN ÜÇÜNCÜ
=> -VERESİYE MAĞDURU BAKKAL BORÇ BATAĞINDA
=> 427-BAHÇECİK MAHALLESİ MUHTARI MANİSA VALİSİNİ YAYLAYA DAVET ETTİ !
=> -DÜĞÜNÜNDE HEKİMLERİNİ YALNIZ BIRAKMADILAR
=> -T.C. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN CUMHURBAŞKANILIĞI SEÇİMLERİ HAKKINDAKİ DUYURUSU
=> -SALİHLİ'NİN İLÇE NÜFUSU TABELALARA YANSIDI
=> -KÜTAHYA "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> 432-MHP'NİN GÜMÜŞ ÇAYI İFTAR SOFRASI DOLUP TAŞIYOR
=> -KAPALI CEZA VE TUTUK EVİ İFTAR PROGRAMI
=> -GIDA BANKASINA YARDIMI DESTEKLEYELİM
=> -RAMAZAN DAVULCULARI BAHŞİŞ TOPLUYOR
=> -GÜMÜŞ ÇAYINDAKİ RAMAZAN ŞENLİKLERİ
=> -BÜLENT TÜRKER 100 AİLEYİ SEVİNDİRDİ
=> -SİYAH ÜZÜM HASADI BAŞLADI
=> -DENİZLİ "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -PAMUKKALE "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> 441-HOLLANDA YASTA; MALEZYA UÇAĞI DÜŞTÜ
=> -ASBİR İFTAR YEMEĞİ VERDİ
=> -AÇIK CEZAEVİNDE İFTAR YEMEĞİ
=> -BAYRAM ARİFESİNDE MEZARLIKLAR
=> -MUSA AYVERDİ HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTU
=> -YURTDIŞINDAKİ TÜRKLER OYLARINI KULLANMAYA BAŞLADI
=> -BÖYLE OLUR TÜRKMENLERİN DÜĞÜNÜ
=> -MİNİK AYŞE’DEN BAŞHEKİM AYDIN ER’E TEŞEKKÜR ZİYARETİ
=> 450-SALİHLİ BELEDİYESPOR VOLEYBOL ANTRENÖRÜ EVLENDİ
=> -ALMANYA’DAN GELİN ALIYORUZ !
=> -ALTINOLUK-AKÇAY "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -ÖREN-ALTINOLUK "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE “DAĞ FARE DOĞURDU”
=> -UNUTULAN HOLLANDA
=> 455-KAVUN KARPUZ ÜRETİCİLERİ KAN AĞLIYOR!
=> -MARMARA DEPREMİNE 15 YIL OLDU
=> -ÜNLÜ ÇİFTLERİN EVLİLİĞİNDE YAPRAK DÖKÜMÜ!
=> -GÜZEL MELTEM’İ KARAMAN’A GELİN ETTİK !
=> -TÜRKİYE;YENİ CUMHURBAŞKANINI VE BAŞBAKANINI SEÇTİ
=> 460-HOLLANDA SİVASLILAR PLATFORMU ENGELLİLERİ SEVİNDİRİYOR
=> -ÇAPRAZ PARK YERLERİ ŞERİTLENDİRİLMELİ
=> -ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HÜSEYİN SÖZLÜ HOLLANDA'DA
=> 463-ERULUÇ AİLESİ’NİN BURUK MUTLULUĞU!
=> -SELENDİLİLER GÜNÜNE; ATLI CİRİT GÖSTERİLERİ DAMGASINI VURDU
=> 465-SALİHLİ; İNŞALLAH BU AYIPTAN KURTULACAK
=> -BÖYLE OLUR KARADENİZLİLERİN DÜĞÜNÜ !
=> -İTFAİYECİYE HEMŞİRE EŞ GELİN GİTTİ!
=> 468-DOĞU AKDENİZ SEYAHATI "TOGA’dan Yol Hikayeleri"
=> -RIU 2014-2015 AKADEMİK YILI AÇILIŞI GÖRKEMLİ OLDU
=> 470-ESKİ ZİRAAT ODASI BAŞKANI AHMET CAN VEFAT ETTİ
=> -HOLLANDALI DOSTLARLA
=> -AVRUPA DEVLETLERİ ve TABELALAR
=> -KARACİÇ İÇİN ÖMÜR BOYU HAPİS İSTEMİ
=> -KANARYA SEVENLER DERNEĞİNİN SEZON AÇILIŞI
=> 475-DONDURMA YİYEN KÖPEK ESNAFIN MASKOTU OLDU
=> -GELİN DAVUL ÇALDI DAMAT OYNADI !
=> -BİR HAYVANSEVERİN YARDIM ÇIĞLIĞI
=> -MUTLU GÜNÜNDE DOSTLARI YALNIZ BIRAKMADI
=> -KURBANLIKLAR PAZARA İNDİ
=> 480-ELİF İZMİRLİOĞLU ÇANAKKALE’YE GELİN GİTTİ
=> -HOLLANDA TÜRK FEDERASYON AFGANİSTAN’DA
=> -VALENTINE NICOLAAS MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
=> -DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU’NUN IŞİD AÇIKLAMASI
=> -SALİHLİ LC WAİKİKİ’YE MERSİN'DEN GELİN GELDİ !
=> 485-BAŞKONSOLOS TOGAN ORAL KONSOLOSLAR BİRLİĞİNİN BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİ
=> -HOLLANDA TÜRK KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ AÇILDI
=> -SEB ET 2. ŞUBESİNİ DE AVAR CADDESİNE AÇTI
=> -KALDIRIMLAR ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARTIYOR
=> -HOLLANDA TÜRKLERİ DİLİNDEN VE KÜLTÜRÜNDEN
=> -29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI SALİHLİ’DE COŞKUYLA KUTLANDI
=> 490-CUMHURİYET BAYRAMI LAHEY BÜYÜKELÇİLİĞİ’NDE COŞKUYLA KUTLANDI
=> -SATAN ve YARICI AİLELERİNİN GÖRKEMLİ DÜĞÜNÜ
=> -O ÇEKİYORDU ONU DA ÇEKTİLER!
=> -VİLDAN İLE UFUK’UN GÖRKEMLİ DÜĞÜNÜ
=> -HOLLANDA'NIN EN ÜSTÜN KRALİYET NİŞANI VERİLDİ
=> 495-ÖZEL CAN HASTANESİN’DE SAĞLIĞINA KAVUŞTU
=> -MİLLİ EGEMENLİK ORTAOKULUNDA KURSLAR BAŞLADI
=> -SALİHLİ İMAM HATİP LİSESİ ÖĞRENCİLERİ AŞURE DAĞITTI
=> -SALİHLİ ANADOLU LİSESİ YENİ OKUL AİLE BİRLİĞİNİ SEÇTİ
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARINA ÇİFTE SÜRPRİZ
=> 500-ATLI CİRİTTE SELENDİ BEYPINAR TÜRKİYE 3.CÜSÜ OLDU
=> -SALİHLİ'NİN SULTANLARI KARŞIYAKA'YI 3-0 YENDİ
=> -AVRUPA OKULLARI SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE BULUŞUYOR
=> -BİT PAZARI DOLUP TAŞIYOR
=> -IOT-TÜRKİYE İLE AB ORTAKLIK HUKUKU
=> -SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE AŞURE DAĞITILDI
=> -TUNAHAN KUZU VE SELÇUK ÖZTÜRK İHRAÇ EDİLDİ
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARI 4. YILINI KUTLADI
=> 508-JUDOCULARIN, KEMER TAKMA TÖRENİ YAPILDI
=> -H.B.T.T.K.D.D BAYANLAR AŞURE GÜNÜ
=> -ARAÇ MUAYENESİNDE UZUN KUYRUKLAR OLUŞTU
=> -ÇOCUK HASTALIKLARI İLE İLGİLİ SEMİNER DÜZENLEDİ
=> -BİR ZAMANLAR “EN GÜZEL SES” SABİT GÜRSES
=> -SALİHLİLİ SANATÇILAR SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRÜNÜ ZİYARET ETTİ
=> -BAŞBAKAN YARDIMCISI ASSCHER, IJMUIDEN KUBA CAMİİ’Nİ
=> -ÖĞRETMENLER GÜNÜ, SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE MÜZİK EŞLİĞİNDE KUTLANDI
=> -MİLLİ EGEMENLİK ORTAOKULU, OKUL AİLE BİRLİĞİ SEÇİMİ YAPILDI
=> -ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU DODRECHT AYASOFYA CAMİİ'NDE ANILDI
=> -DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN HOLLANDA’DA YAŞANAN İDDİALARA CEVABI
=> -TÜRKİYE’DE 81 İLDEN 2 SİNİN İSMİ DAHA DEĞİŞECEK!
=> 520-OKUL AİLE BİRLİĞİ KOLLARI SIVADI
=> HOGİAF’IN SONBAHAR TOPLANTISINA GİRİŞİMCİLER DAMGASINI VURDU
=> -DOĞA ORTASINDA YEMEK SARAYI "FULYALİ"
Arşiv-V ..... H A B E R L E R : 523-642
Arşiv-VI . H A B E R L E R : 643 - 800
Arşiv-VII. H A B E R L E R : 801-1101
Arşiv VIII. H A B ERLE R: 1102-1500
Arşiv-IX. H A B E R L E R: 1501-1850
Arşiv-X.. HABERLER: 1851-2150
Arşiv-XI.. HABERLER: 2151-3051
 

468-DOĞU AKDENİZ SEYAHATI "TOGA’dan Yol Hikayeleri"

 


TOGA’DAN YOL HİKAYELERİ

DOĞU AKDENİZ SEYAHATI “ADANA-MERSİN”

NOT: 15 Haziran – 15 Eylül arası Mersin’e gidilmeyecek. Ha... PiriReis mahallesindeki ev ha... Pozcu’da Resident fark etmez ikisinde de içerde klimanın altında oturuyorsun. Çünkü çok sıcak ve rutubetli.


Yol Hikayeleri; Mustafa TOGA / 4-15 Eylül 2014        HABER; 468


Doğu Akdeniz Seyahati başladı. Adana, Mersin, GaziAntep'de 15 günlük bir dizi ziyaret ve görüşmeler. Bu sefer yanıma fotoğraf makinesi değil video kamera (Sony DH) alıyorum. Küçücük bir alet, cebe sığdığı için taşıması kolay ayrıca hem video hem de fotoğraf çekebiliyor, ses kayıt edebiliyor. Sadece akşamları, karanlıkta kendi ışıldağı yeterli gelmiyor, büyük projektörü de yanıma aldım yoksa görüntü net çıkmıyor.


Salihli Otogarı’ndan Lider Adana Otobüs firmasından Kadirli’ye tek gidiş bilet satın aldım. Neden bu otobüsü tercih ettin dersen Varan otobüsleri gibi Lider Adana’nın da Suit koltukları var. Tek kişilik koltukta uyuyarak giderim diye düşündüm. Hem Kontur gibi Lider Adana’da Adana Otogarına uğradıktan sonra tek kişi yolcuda olsa Ceyhan-Kadirli-Kozan servisi yapıyor. Akşam 19.30 İzmir çıkışlı otobüs saat 21.45 de Salihli Otogarına gelip hareket ediyor. Biletler 60 Tl ve bana ikinci otobüsten yer ayırdılar. Eş, dost, ahbaplar için yanıma hediyelik 10 kilo taze çekirdeksiz üzüm ve 5 kiloluk yaprak sarması kavanozu almışım. Salihli gibi bir yerden geliyorsun eline bakarlar öyle değil mi? Otobüs geldi paketleri ve valizi bagaja verdim. O da ne! Otobüste suit koltuklar yok çift sıra. Muavine;

-Hani benim 16 numaradaki süit koltuğum.

-Abi benim bir şeyden haberim yok. Yazıhaneye soralım?

Yazıhaneden iki kişi geldi. “Bu otobüste suit koltuk yok bir önceki giden arabada vardı. Bu ekstra sefer yapıyor”

-Ne demek yok kardeşim. Ben sizden suit istemedimdi? Sizi arkadaşım olan İlçe jandarma bölük komutanı binbaşı Yavuz beye şikâyet edeceğim. Ben gazeteciyim bilet alırken ille de etiket söylemek mi zorunda mıyız? Yaptığınız şey ayıp değil mi?

-Beyefendi biz size söyledik siz anlamamışsınız. İstiyorsanız bileti iptal edelim yarınki otobüsten suit verelim.

-Olur mu öyle şey? Paketlerimi bagaja verdim bile. Birde geri eve mi gideyim. Tamam, bu otobüsle gidiyorum. Ama bu hatanızı resmi makamlar bildireceğim.

-Ağabey bizim bir suçumuz yok. Geliyorsanız gidelim yoksa çok geç kalıyoruz diyor otobüsün şoförü de bir taraftan.


La vela çekip otobüse bindim. Otobüsteki 50 yolcu da camdan kafalarını uzatmış dışarıdaki olan bitenleri anlamaya çalışıyor.

Otobüste muavin yolda anlattı. 1-5 Eylül tarihleri arasında üniversiteleri kazan öğrencilerin kayıt günüymüş. Bayramlarda olduğu gibi bu tarihlerde de şehirlerarası otobüslerde yer olmazmış. Firmalarda seferlere ekstra otobüs koyuyorlarmış. Tesadüf bu ya şansızlık bu sefer bize vurdu. Yazıhane görevlileri de bir yolcu bir yolcu deyip beni kaçırmamak için bu durumu fırsat bilip açıklamadan bilet satmışlar. Ne yapalım olan oldu bir defa.


Kula’yı geçince STR dinlenme tesislerinde 30 dakika yemek ve ihtiyaç molası verildi. Tesisin kafeterya bölümünde bir çay içtim. ‘İzmir’den gelip Adana’ya gitmekte olan Lider Adana yolcuları yerlerini alsın otobüsünüz hareket etmek üzere’ anonsundan sonra yola çıktık. Yanımda ki 15 numaralı koltukta genç bir çocuk oturuyor. Pencere kenarı diye benim 16 numaraya oturmuş. Neyse bir şey söylemedim, yerinden kaldırmadım. Öğrenci olup olmadığını sordum. Konya Ereğli’denim. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde 4 yıllık bölüm kazandım. Kayıt yaptırmaktan dönüyorum dedi ve sırtını bana çevirip uyumaya başladı. Yolculuk boyunca çok az diyalogumuzdan mı ne ismini dahi sormayı akıl edemedim.


02.40 da Akşehir Özkanlar tesislerinde tekrar ihtiyaç molası verdik. Aynı anda şehirlerarası onlarca otobüs park ettiği için ortalık kalabalık. ½ saat sonra oradan da ayrılıyoruz. Uyumuşum bir uyandım sabah olmuş Toros dağlarına gelmişiz. Ulukışla ile Pozantı arasında 24 viyadük ve 8 tünel geçtik. Eskiden bu mesafeyi 1,5 saate alıyorduk şimdi 20 dakika sürüyor. Her ne kadar Torosları delik deşik edip yolları kısalttılarsa da insan oğlu yine nostaljik olarak Şekerpınar’ı tesislerini arıyor. Orda durur buz gibi sulara ellerimizi sokardık. Şimdi anayoldan uzak olduğu için sadece özel arabası olanlar uğruyormuş. Şekerpınarı tesisleri eski şah şalı dönemini kaybetmiş çürümeye yüz tutmuş. Neyse otobüsümüz Pozantı’da mola vermiyor direk Adana’ya varıyoruz. Adana Büyükşehir Otobüs Terminali’nde muavin; ‘Ceyhan-Kadirli Kozan yolcuları inmesin hemen hareket ediyoruz’ diyor. Mercimek’e varınca Aşağıçiyanlı Köyünün Kızhasan Mahallesindeki abime telefon edip yaklaştığımı bildiriyorum. İzmir-Kadirli arası olan 1039 km lik yolculuğun sonun geldik. Çukurköprü’nün eski karakolunun önünde yeğenim arabasında beni bekliyor. Şoföre ‘Burada inebilir miyim’ diyorum. Ardından iyi yolculuklular dileyerek otobüsten iniyorum…


ADANA-MERSİN ARASINDA DOLMUŞ YOLCULUĞU


Sabah saat 07:00 de Çukuröprü’de ki eski karakolun önünden Kadirli-Adana minibüsüne bindim. Dolu oluğu için koltukların arasına, koridora bir tabure koymuşlar onun üzerinde seyahat ettim. Belim tutuldu iki büklüm oturmaktan. İyi ki yol uzun değil 90 km mesafede. Saat 08.20 de Adana Yüregir Otogarına geldik. Tarsus-Mersin (TOK) otobüslerinin Yüregir Otogarından Adana Büyükşehir Otogarına her 5 dakikada bir servisi var ona bindim. Adana’nın merkezini boydan boya geçip belirli duraklardan yolcuları aldıktan sonra otogara vardık. Hemen oradaki bir minibüse aktarma yaptılar, 2 dakika içerisinde Mersine doğru hareket ettik. Aklımdayken yol ücretlerini de yazayım, hikâyeyi okuyanlara bir fikir verir. Kadirli-Adana arası 9 Tl, Adana-Mersin 8 Tl. TOK minibüsü şehirlerarası otobüsü değil sanki dolmuş yolda gördüğü her yolcuyu kapıyor dur kalk dur kalk kına geldi. Mersin’e girerken yol kenarında ki tabelaya baktım nüfus 941.000 yazıyor. Mersin Tren Gar’ına gelince yolcuların çoğu indi. Çakmak Caddesinden dolaşıp Mersin Devlet Hastanesini yanından Mersin Otogarına geldik. Burası da çok yakında yeni inşa edilen Büyükşehir Otogarına taşınacakmış. Burada MEES KOOP dolmuşlarına binip Antalya Erdemli istikametinde ki Mezitli ilçesine hareket ettim. Adından belli dolmuş işte adım başı ördek kapmak içim hem yarış yapıyor sürsatla kaldırım kenarına yanaşıp durup kalkıyor. Kardeşim Ali’nin evine vardığımda saat 11:00 i gösteriyordu. Yoruldun mu derseniz inkâr edecek değilim maalesef 4 saatlik yolcuk yordu beni. Kahvaltı masası hazır beni bekliyorlarmış. Kahvaltıdan sonra bir duş alıp 1 saat kadar şekerleme yapıp kendime geldim.


“Program yaptık” dediler akşamüstü Pınarbaşı’na gidiyoruz Dedekavak’ta alabalık yemeğe gideceğiz.

-“Bana uyar” dedim.


Yanımıza kardeşim Ali’nin apartman komşusu Hollanda’ın Groningen kentinden gelip Mersin Davultepe’de denize sıfır sayfiye evi alıp yerleşen bayan Maria’yı da aldık. Maria 65 yaşında Hollanda’dan yeni emekli olmuş. Daha önce 20 den fazla gelip, karış karış dolaştığı Türkiye’ye yerleşmeye karar vermiş. Tek başına yaşıyor. Mersin’de ise Mayıs-Kasım ayaları arasında ikamet ediyor. Evi 210 metre kare. Direk Akdeniz’e ve site havuzuna bakıyor. Tabi her güzel şeyin diyeti de olacak elbet. Ben Mersin Pirireis Mahallesindeki eve emlak vergisi için yıllık 74 tl öderken o 280 Tl ödüyor. Ben Apartman aidatı 30 Tl öderken o site aidatı olarak aylık 240 Tl ödüyor. Neden bu kadar fazla deyince 2 büyük 1 çocuk havuzu ve 11 çalışan personel var benim payıma da bu kadar düşüyor diyor.


HİLTON OTELİ KARŞINDA PİRİREİS MAHALLESİ


HiltonSA’nın karşısında ki Pirireis Mahallesi hakkında kısaca bilgi vereyim. Adana- Silifke karayolun unun Pozcu istikametinden gelirken Flamingo Kavşağında başlayan üst geçidi hemen geçince ilk kavşaktan sağ dönersen Pirireis Mahallesine girersin. Sahil yolu denilen caddeyi takip edersen 200 metre sonra yol 532 sokak ile kesişir ve karşına Emine Gür Apartmanı çıkar. Ön cephede İBO Erkek Kuaförü var arkasında bulunan giriş kattaki 134 metre kare daire de bize ait. Yine aynı sokağı takip edersen 150 metre sonra Flamingo Bulvarına çıkarsın, Sahil yolunu takip edersen 250 metre sonra Akdeniz sahiline ulaşırsın. Denize sıfır HiltonSA otelinin önünden başlayan bulvarı eski Mersin belediye başkanı Okan Merzeci yaptırdı. Rahmetli Mersin’e 17 kilometre uzunluğunda kordon boyu kazandırdı. Mezitli Viranşehir’den sonrada bu yolun devam etmesi bekleniyor.


Pirireis Mahallesi Mersin’in en güzel yeri bu konuda çok iddialıyım ve kimsenin itiraz edeceğini tahmin etmiyorum. Önünde Hilton oteli ve olimpik yüzme havuzu var. Sahil yolu ve 17 km uzunluğunda kordan boylu ve park var. Doğu tarafında Tevfik Sırrı Gür Stadyumu, kuzeyde ise Silifke Caddesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ve Edip Burhan Kapalı Spor Salonu var. Şehir merkezine iki adım mesafede ama muhit olarak orta sınıf, binalar olarak ise sıfır. Hele bizim daire arka planda kalmış kapkaranlık. Ön cephede olsa fark etmez binalar iç içe olduğundan manzaralı ve havadar değiller. O evde oturacaksın ama bir otelde kalıyor gibi kendini hissedeceksin. Neden gelişmemiş dersen evin olduğu yere 88 evler denir ve 1970 li yıllarda SSK işçi konutlarının inşa edildiği muhitti. Onun için 15 Haziran ile 15 Eylül arasında Mersin’de kalmayacaksın çünkü çok sıcak ve rutubetli.


DEDEKAVAK’TA CANLI ALABALIK


Mersin-Silifke karayolunun Kargıpınar-Elvanlı kavşağından sapıp dağlara doğru Pınarbaşı piknik alanına devam ettik. Yol sağlı sollu limon ve nar bahçeleri ile çevrili. Çevre o kadar yeşillik ki kavşaklarda ağaçlardan karşıdan gelen taşıtları göremiyorsun. Çok dikkatli olmak gerek. Köye yaklaşıyoruz. Erdemli’ye bağlı bir köyü olan Pınarbaşı’ında rakım 65 metre, Mersin’e 28 km., Erdemli'ye uzaklığı 17 km., Elvanlı'ya ise 2 km.'dir.


Köyün girişine kadar onlarca alabalık restoranlarının tabelalarıyla karşılaşıyoruz. Dedekavak tesisinin girişinde gelen misafirleri karşılaşan görevliye burası hakkında bilgi verip veremeyeceğini soruyorum. -“Eylül ayındayız sezon geçmek üzere hafta içi pek kalabalık olmuyor ama hafta sonları günde 3 öğün misafir ağırlıyoruz” diyor. Piknik yapmak için gelenler genelde buradan şırıl şırıl akan pınar sularının üzerinde kurulmuş olan otantik çardaklarda köşk kiralıyorlar. Kamelyaların günlük kirası 30 Tl. İster yanlarında getirdikleri yiyeceklerini yerler isterlerse başta Alabalık olmak üzere Levrek, Çipura, Toprak tencerede pişmiş tavukgöğsü, Bıldırcın, Etsote ya da pirzola ısmarlaya bilirler. Köye ilgili şunları söyleyebilirim; Geçim kaynağı çiftçilik ve tatlı su balıkçılığı üzerinedir. Domates, limon ve portakal en fazla üretilen ürünlerdendir. Dağ eteklerine doğru buğday ve arpa ekimi yapılmaktadır ayrıca köyde birçok restaurant bulunmaktadır. Restaurantlar genellikle yaz mevsiminde yerli halktan ziyade bölge illerden turistlere hizmet vermektedir.

Toros dağlarının eteklerinde bulunan Dedekavak restaurant irili ufaklı birçok su kaynağı üzerine kurulmuştur. Pınarbaşı canlı alabalık restaurant Karapınar deresi üzerindedir ve bölgenin en büyük alabalık tim çiftliklerinden biridir. Köyde bunlardan başka Saklıvadi restaurant, Çağlayansu restaurant: Karapınar restaurant, Suadiye restaurant ayrıca Karaçay akarsuyu üzerinde kurulu Paşa restaurant ve Selvilidere restaurant vardır.

Oradan ayrılıp bahçesinde ki devekuşları ile meşhur Kavaklıdere restauranta gidiyoruz. Elvanlı Mahallesi Yavuzlar Sokak No 31 deki bu mekân daha modern. Her kamelyada internet bağlantısı var. Büyük boy LCD ekran Tv ve buranın sembolü olan Devekuşları var. Aman tel örgülerden uzak durun bu hayvanlar elinizdekileri alabilmek için sizleri ısırabilirler.


TREN İLE TARSUS-MERSİN-ADANA


Mersin Forum çarşısını gezdim. Avrupa’daki alış veriş merkezleri bunun yanında solda sıfır kalır. Anlatmama lüzum yok gelip görmek lazım. Sony Kameraya 170 Tl ye yeni bir batarya aldım. Eskisi 25 dakikadan fazla çekim yapmıyordu hemen bitiyor. Bu gün Tarsus’a ve Adana’ya uğrayacağım. Tren ile gideyim dedim. Mersin Garı güzel. Her ½ saate bir tren kalkıyor. Tek kişilik bilet 6,5 Tl. Yanıma 73 yaşında Abdullah Demirel isimli bir amca oturdu. Kafasında takkesi, ayağında doğu bölgelerindekilerin giydiği şalvarlardan var.

-Amca nerelisin?

-Kocaeli’nde oturuyorum?

“Memleket…memleket!”

“Diyarbakır... Yaşımız ilerleyince İzmit’te oturan çocuklarımız hanımla beni yanlarına aldı. Adana’da 3 yıl önce felç olan bir akrabamı ziyaretimi görmeye geldim. Şimdi de Tarsus ta otur emmioğluma gidiyorum. Tren garında buluşacağız beni Esbabı Keyf’e götürecek. Ama benim telefonun kontörü bitmiş senin cep telefonunla onu arayabilirmiyiz, trende olduğumu söylemek için.


Ağzımdan “Telefonum yanımda yok” diye bir cümle çıktı. Keşke çıkmasaydı. Çünkü yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Yaşlı adam koridorun karşısındaki yolcudan rica etti o da tamam dedi. Telefon ettiler, konuştular. O sırada çantada olan benim telefon çalmaya başladı. Allahtan önde oturan yolcunun koltuğunun altındaydı çanta. Zil sesi uzaktan geliyordu birde trenin gürültüsü bastırıyordu. Adam hemen telefonuna sarıldı ama onun ki değildi çalan. Bende duymuyor ayaklarına yattım hiç istifimi bozmadım. 5 dakika sonra tekrar çaldı. Adam yine hemen telefonuna sarıldı baktı onunki değil bana döndü “Önümüzde oturan yolcunun telefonu çalıyor duymuyor mu ne” dedi. Ben yine oralı olmadım. Bir taraftan içimden dualar okuyorum yalanım ortaya çıkmasın diye. Zııır….. tekrar çalmaya başladı. Adam “Şu adama bak sağır mı nedir telefonun sesini duymuyor diye tekrara beni dürttü. Dördüncü kere çalınca ben bittim derken Tarsus Tren Garına gelmişiz. Adam inmek için toparlandı ben rahatladım. Yalan mı bir daha tövbeler olsun.


ŞANS İNSANA BİR DEFA GÜLMESİN!


Adana Tren Garında Hüseyin Gökçeoğlu beni karşıladı. Hüseyin kim mi? Aladağ ilçesinden yani eski Karsantı’lı. 1979’dan bu yana tanıyorum. Adana Sümerbank Pamuklu Sanayide tarak ustası olarak yanımda çalıştı. Doğruca evine gittik. 2009 dan bu yana ziyaretine gelmiyordum. Oturduğu yer baraj yolundaydı ama muhit olarak köhne bir yerdi. Sokağın son eviydi. Önünden kurbağaların yaşadığı boklu bir dere geçiyordu. Onun arkasında ise gül yetiştirilen büyük bir tarla vardı. Oradan imar geçmiş şimdi. Dereye içinden araba geçecek büyüklüğünde boru döşemişler üzerine de gidiş geliş yol yapmışlar. Tarlaya da spor tesisleri kurulmuş arkasına da 16 katlı apartmanlar dikilmiş. Ev sıfır yol üzerin de olmuş. Müthaaitler gelip gidiyormuş burayı yıkıkta yerine apartman yapalım diye. “3 daire veriyorlar bende bir de dükkân vermeseniz olmaz diyorum” dedi. Şans insan gülmeli!..


FOTOĞRAFLARIN ALT YAZILI FOTOROMANI


-Adana Osmaniye kavşağında, CEYHAN şehir merkezine giriş tabelası.


-Çukurova'nın olmazsa olmazlarından PAMUK tarlaları. Ceyhan'a yaklaşınca pamuk tarlalarıyla karşılaşırsınız. Eskiden ayağında siyah şalvarları ile pamuk toplayan ırgatların arasında rugan çizmeleriyle Adana'nın ağaları dolaşırdı. Pamuk demek Çukurova için beyaz altın demekti. Çırçır fabrikaları, iplik-dokuma fabrikaları demekti. Bolluk bereket demekti. Şimdi bir ucundan bir ucu görülmeyen uçsuz budaksız Çukurov'da pamuk çok az bir alana ekiliyor.

-Adana-Gaziantep Otobanınızdan ayrılıp şehir merkezi yolu üzerindeki Ceyhan Otogarı

-Kim derdi ki bir zamanlar taştan taşa seken Osmanlı lakaplı Eşe hatun sırtta taşınacak. İpek naylon ip ile bağlasan evde durduramazdın. Bir bakmışsın Kadirli'de bir bakmış sın Adana'da Mersin'de torunlarının yanına gitmiş. Arlık 2010 da beyin felci geçirip yatağa bağlanması onu yıktı. Sol tarafı tutmuyor üstelik yaş da ilerledi tevellüt 85 oldu... Herkes anasının atasın kıymetini bilsin. Eğer uzaktaysanız hafta da bir telefon edip onların hayır dualarını almayı unutmayın.



-Büyük oğlu Süleyman’dan olma torunu Serdar Osmanlıyı merdivenlerden çıkartıyor. 5 Eylül 2014

-İnsanın böyle evlatları, torunları olmalı. Düştüğü an sırtına alıp taşımalı, yerde bırakmamalı. Yüzlerindeki ifadeyi görüyor musunuz? Taşıyan mutlu taşınan mutlu, bundan iyisi can sağlığı. Allah uzun ömürler versin ikisine de.

-Ayşe (Eşe) Toga Eylül 2014 itibari ile 85 yaşında. 2010 da kısmi felç geçirdi. Halen Osmaniye ili Kadirli ilçesi Aşağıçiyanlı köyü Kızhasanlı mahallesinde ikamet ediyor.

-Yılların özlemi dağ gibi büyümüş. Ana oğul dertleşiyorlar.

-Kameraya bakmak güzel de ah birde şu sol kolunu kıpır tada bilse. Sol kol sol bacak kalkmıyor. Yemesi içmesi, dimağsı yerinde. Olsun… Evlat bu günler için gerek. Hem kolunu anacığının boynuna atar hem de onun düzgün oturmasına yardım eder.

-Tekerlekli sandalyeye bağlandıktan sonra sık sık hayal gördüğünü de söyleyen babaanne torununa son gördüğü rüyasını anlatıyor.

-Dedenle evlendikten sonra ilk iki yıl çocuğumuz olmadı. Konu komşu ileri geri konuşmaya başlayınca bir gün köyün altında ki yoldan geçen bir kervan gördüm. Katarın sonunda ki boz eşeğin üzerinde çelimsiz mi çelimsiz bir çocuk oturuyordu. Neden bu kadar zayıf? diye sordum.

-Bakamıyoruz, fakiriz, göçebeyiz.

-Bunu bana verin o zaman benim bebem yok..!

-Al abla senin olsun aman Süleyman'ıma iyi bakın. Böylece babanı bana verdiler ben büyüttüm.

-Rüyanın devamı yok mu? diyoruz.

-Bitti diyor… Gülüşüyoruz.

-Biraz kulağım ağır duyuyor diyen Osmanlı etrafını saran torunlarına masal anlatmayı da ihmal etmiyor. Keloğlandan tutunda burunlarının kemiği olmayan cinlerden perilerden.

-Dünyada üç şey gerçek diyor Osmanlı lakaplı Eşe Toga ‘Dün-Bugün-Yarın’ gerisi yalan... Bir asıra yakın yaşadım ama bu gün sorsalar zaman nasıl gelip geçti diye. Burnumun ucundan vız... diye geçen bir sinek gibi!

-Çocuklarım beni ziyarete gelmiyor diye dert yanan, onlara intizar eden Eşe Toga; 31 Mayıs 2014 tarihinde Soma maden faciasında ölen 301 madencinin cenazelerini TV de görünce aşağıdaki ağıdı yakmış.


Yükseğin karı erisin

Engini duman bürüsün

Ali'me intizar verirsem

Ağzımda dilim çürüsün


Beyin felci geçirip Osmaniye Devlet Hastanesine kaldırılan Osmanlı hastaneye hücum eden çocuklarını görünce hani Mustafa'm diye sormuş.

-Haber verdik.Hollanda'dan gelecek demişler. Başlamış ağlamaya ve aşağıdaki maniyi söylemeye başlamış.


Hollanda'nın yolu uzun

Buzlu kayar...

Şimdi oğlum kızım gelir

Kimi atlı kimi yayan


Her hafta gelip ziyaret etmiyorlar diye hayıflanan Ayşe hatun şimdi “Çocuklarımın iyilik haberleri gelsin de beni isterse senede, iki senede bir ziyaret etsinler” diyor.

-Torunu Sezgin, gelini Tuğba ve kızı Elif Osmanlının anlattığı fıkraya gülüyorlar. Yaşı ilerleyen köyün ağası Kısa Hasan yanına oğlu Yahya Küçükçe, babanız Celil’i almış tarlaları gezmeye çıkmış. Bir su hendeğine gelmişler. Öndekiler suyun üzerinden hoplayıp karşı tarafa geçmişler. Kısa Hasan’da hopla yayım derken kanalın içe düşmüş. Tutup çıkarmışlar. ‘Ulan ihtiyarlık kapıya konacak şey değilmişsin. Gençlikte tek sıçrayışta geçerdim’ demiş.









            Adana denince eskiden pamuk demekti. Şimdi sadece Ceyhan'da pamuk üretimi yapılıyor.





Kızhasanlı köprüsünün hikayesi. Adana ili Kozan ilçesi Faydalı köyünden anneannem Hamide Kılıç (99) son beş yılını alzheimer hastası olarak yaşadı.
Bu köprüyü ben yaptırdım derdi. Aslında köprü yapılırken bir büyük altın bağışlamış. 


          Ağır misafirler için akşam yemeği olarak Kadirli'nin meşhur içli köftesi hazırlanıyor.
































        Ayşe Toga ve evlatları: Behiye, Elif, Gülseren, Burçin, Sezgin, Osman, Celil, Demet, Ayşegül, Emel, Celil





          Ayşegül, Elif, Serdar, Ali, Tuncay, Özlem, Emel, Vildan  

     Celil (Gülseren), Celil (Süleyman), Samet, Mukadder, Serdar, Mert (Celil), Tuncay, Elif



                        Ayşegül-Celil-Osman-Demet-Osman-Emel

              Toga ailesinin gençleri; Birol-Celil-Samet-Sezgin-Mustafa-Okan-Celil-Emel (30.01.2013)



















 


Bugün 375719 ziyaretçi (926900 klik) kişi burdaydı!
 
Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır.....Toga Medya.....2006 dan bu yana

“Düşünce, Aktüalite, Edebiyat”




TÜRKİYE
 
Copyrigt 2014 ..... Her Hakkı Saklıdır ..... Design by TogaMedya
Sitemizde yayınlanan haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. mustafa_toga@hotmail.com ve info@togamedya.net E-mail adresinden bize ulaşabilirsiniz…