Menü
ANA SAYFA
YOL HiKAYELERi
AKTÜALİTE
EDiTÖRDEN
SALİHLİ SANAT DOSTLARI
AYIN KİTABINI TANIYALIM
R Ö P O R T A J L A R
ŞAİRLER-ŞİİRLER
SPOR HABERLERİ
TÜRKİYE'Yİ TANIYALIM
Salihli-MANİSA ve Rotterdam-HOLLANDA
KARAKALEM-İlginç Resimler
YAZARLAR-Haber Portalı
L İ N K L E R
V İ D E O L A R
Ziyaretçi Defteri
GALERİ > Platform > Kadın >
İletişim : mustafa_toga@hotmail.com
Arşiv-I ...... H A B E R L E R : 001-200
Arşiv-II .... H A B E R L E R : 201-341
Arşiv-III ... H A B E R L E R : 342-414
Arşiv-IV ... H A B E R L E R : 415-522
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARI SEZONU İZMİRLİ SANATSEVERLERİ AĞIRLAYARAK KAPATTI
=> 416-MELİKE İLE İSMAİL "DİLLERE DESTAN DÜĞÜN"
=> -ÖNCÜ AİLESİ’NE İZMİRDEN BANKACI GELİN GELDİ!
=> -TÜRK STK'LAR AMSTERDAM'DA MULTIFESTIJN'DE BULUŞTU
=> -BÖYLE OLUR TİYATROCULARIN DÜĞÜNÜ !
=> 420-EMİNE UYSAL'DAN ÇAYIN YANINDA ŞİİR KİTABI SERVİSİ !
=> -SALİHLİ GÜVERCİN SEVERLER DERNEĞİ DENİZLİ'LERİ AĞIRLADI
=> -BİR HOLLANDA EFSANESİ DAHA! 2-1
=> -BU İNSANLAR NEDEN BEKLİYOR?
=> -SALİHLİ BELEDİYESİ İFTAR SOFRASI KURDU
=> -TÜRKİYE IQ SIRALAMASINDA SONDAN ÜÇÜNCÜ
=> -VERESİYE MAĞDURU BAKKAL BORÇ BATAĞINDA
=> 427-BAHÇECİK MAHALLESİ MUHTARI MANİSA VALİSİNİ YAYLAYA DAVET ETTİ !
=> -DÜĞÜNÜNDE HEKİMLERİNİ YALNIZ BIRAKMADILAR
=> -T.C. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN CUMHURBAŞKANILIĞI SEÇİMLERİ HAKKINDAKİ DUYURUSU
=> -SALİHLİ'NİN İLÇE NÜFUSU TABELALARA YANSIDI
=> -KÜTAHYA "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> 432-MHP'NİN GÜMÜŞ ÇAYI İFTAR SOFRASI DOLUP TAŞIYOR
=> -KAPALI CEZA VE TUTUK EVİ İFTAR PROGRAMI
=> -GIDA BANKASINA YARDIMI DESTEKLEYELİM
=> -RAMAZAN DAVULCULARI BAHŞİŞ TOPLUYOR
=> -GÜMÜŞ ÇAYINDAKİ RAMAZAN ŞENLİKLERİ
=> -BÜLENT TÜRKER 100 AİLEYİ SEVİNDİRDİ
=> -SİYAH ÜZÜM HASADI BAŞLADI
=> -DENİZLİ "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -PAMUKKALE "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> 441-HOLLANDA YASTA; MALEZYA UÇAĞI DÜŞTÜ
=> -ASBİR İFTAR YEMEĞİ VERDİ
=> -AÇIK CEZAEVİNDE İFTAR YEMEĞİ
=> -BAYRAM ARİFESİNDE MEZARLIKLAR
=> -MUSA AYVERDİ HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTU
=> -YURTDIŞINDAKİ TÜRKLER OYLARINI KULLANMAYA BAŞLADI
=> -BÖYLE OLUR TÜRKMENLERİN DÜĞÜNÜ
=> -MİNİK AYŞE’DEN BAŞHEKİM AYDIN ER’E TEŞEKKÜR ZİYARETİ
=> 450-SALİHLİ BELEDİYESPOR VOLEYBOL ANTRENÖRÜ EVLENDİ
=> -ALMANYA’DAN GELİN ALIYORUZ !
=> -ALTINOLUK-AKÇAY "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -ÖREN-ALTINOLUK "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"
=> -CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE “DAĞ FARE DOĞURDU”
=> -UNUTULAN HOLLANDA
=> 455-KAVUN KARPUZ ÜRETİCİLERİ KAN AĞLIYOR!
=> -MARMARA DEPREMİNE 15 YIL OLDU
=> -ÜNLÜ ÇİFTLERİN EVLİLİĞİNDE YAPRAK DÖKÜMÜ!
=> -GÜZEL MELTEM’İ KARAMAN’A GELİN ETTİK !
=> -TÜRKİYE;YENİ CUMHURBAŞKANINI VE BAŞBAKANINI SEÇTİ
=> 460-HOLLANDA SİVASLILAR PLATFORMU ENGELLİLERİ SEVİNDİRİYOR
=> -ÇAPRAZ PARK YERLERİ ŞERİTLENDİRİLMELİ
=> -ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HÜSEYİN SÖZLÜ HOLLANDA'DA
=> 463-ERULUÇ AİLESİ’NİN BURUK MUTLULUĞU!
=> -SELENDİLİLER GÜNÜNE; ATLI CİRİT GÖSTERİLERİ DAMGASINI VURDU
=> 465-SALİHLİ; İNŞALLAH BU AYIPTAN KURTULACAK
=> -BÖYLE OLUR KARADENİZLİLERİN DÜĞÜNÜ !
=> -İTFAİYECİYE HEMŞİRE EŞ GELİN GİTTİ!
=> 468-DOĞU AKDENİZ SEYAHATI "TOGA’dan Yol Hikayeleri"
=> -RIU 2014-2015 AKADEMİK YILI AÇILIŞI GÖRKEMLİ OLDU
=> 470-ESKİ ZİRAAT ODASI BAŞKANI AHMET CAN VEFAT ETTİ
=> -HOLLANDALI DOSTLARLA
=> -AVRUPA DEVLETLERİ ve TABELALAR
=> -KARACİÇ İÇİN ÖMÜR BOYU HAPİS İSTEMİ
=> -KANARYA SEVENLER DERNEĞİNİN SEZON AÇILIŞI
=> 475-DONDURMA YİYEN KÖPEK ESNAFIN MASKOTU OLDU
=> -GELİN DAVUL ÇALDI DAMAT OYNADI !
=> -BİR HAYVANSEVERİN YARDIM ÇIĞLIĞI
=> -MUTLU GÜNÜNDE DOSTLARI YALNIZ BIRAKMADI
=> -KURBANLIKLAR PAZARA İNDİ
=> 480-ELİF İZMİRLİOĞLU ÇANAKKALE’YE GELİN GİTTİ
=> -HOLLANDA TÜRK FEDERASYON AFGANİSTAN’DA
=> -VALENTINE NICOLAAS MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
=> -DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU’NUN IŞİD AÇIKLAMASI
=> -SALİHLİ LC WAİKİKİ’YE MERSİN'DEN GELİN GELDİ !
=> 485-BAŞKONSOLOS TOGAN ORAL KONSOLOSLAR BİRLİĞİNİN BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİ
=> -HOLLANDA TÜRK KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ AÇILDI
=> -SEB ET 2. ŞUBESİNİ DE AVAR CADDESİNE AÇTI
=> -KALDIRIMLAR ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARTIYOR
=> -HOLLANDA TÜRKLERİ DİLİNDEN VE KÜLTÜRÜNDEN
=> -29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI SALİHLİ’DE COŞKUYLA KUTLANDI
=> 490-CUMHURİYET BAYRAMI LAHEY BÜYÜKELÇİLİĞİ’NDE COŞKUYLA KUTLANDI
=> -SATAN ve YARICI AİLELERİNİN GÖRKEMLİ DÜĞÜNÜ
=> -O ÇEKİYORDU ONU DA ÇEKTİLER!
=> -VİLDAN İLE UFUK’UN GÖRKEMLİ DÜĞÜNÜ
=> -HOLLANDA'NIN EN ÜSTÜN KRALİYET NİŞANI VERİLDİ
=> 495-ÖZEL CAN HASTANESİN’DE SAĞLIĞINA KAVUŞTU
=> -MİLLİ EGEMENLİK ORTAOKULUNDA KURSLAR BAŞLADI
=> -SALİHLİ İMAM HATİP LİSESİ ÖĞRENCİLERİ AŞURE DAĞITTI
=> -SALİHLİ ANADOLU LİSESİ YENİ OKUL AİLE BİRLİĞİNİ SEÇTİ
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARINA ÇİFTE SÜRPRİZ
=> 500-ATLI CİRİTTE SELENDİ BEYPINAR TÜRKİYE 3.CÜSÜ OLDU
=> -SALİHLİ'NİN SULTANLARI KARŞIYAKA'YI 3-0 YENDİ
=> -AVRUPA OKULLARI SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE BULUŞUYOR
=> -BİT PAZARI DOLUP TAŞIYOR
=> -IOT-TÜRKİYE İLE AB ORTAKLIK HUKUKU
=> -SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE AŞURE DAĞITILDI
=> -TUNAHAN KUZU VE SELÇUK ÖZTÜRK İHRAÇ EDİLDİ
=> -SALİHLİ SANAT DOSTLARI 4. YILINI KUTLADI
=> 508-JUDOCULARIN, KEMER TAKMA TÖRENİ YAPILDI
=> -H.B.T.T.K.D.D BAYANLAR AŞURE GÜNÜ
=> -ARAÇ MUAYENESİNDE UZUN KUYRUKLAR OLUŞTU
=> -ÇOCUK HASTALIKLARI İLE İLGİLİ SEMİNER DÜZENLEDİ
=> -BİR ZAMANLAR “EN GÜZEL SES” SABİT GÜRSES
=> -SALİHLİLİ SANATÇILAR SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRÜNÜ ZİYARET ETTİ
=> -BAŞBAKAN YARDIMCISI ASSCHER, IJMUIDEN KUBA CAMİİ’Nİ
=> -ÖĞRETMENLER GÜNÜ, SALİHLİ ANADOLU LİSESİNDE MÜZİK EŞLİĞİNDE KUTLANDI
=> -MİLLİ EGEMENLİK ORTAOKULU, OKUL AİLE BİRLİĞİ SEÇİMİ YAPILDI
=> -ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU DODRECHT AYASOFYA CAMİİ'NDE ANILDI
=> -DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN HOLLANDA’DA YAŞANAN İDDİALARA CEVABI
=> -TÜRKİYE’DE 81 İLDEN 2 SİNİN İSMİ DAHA DEĞİŞECEK!
=> 520-OKUL AİLE BİRLİĞİ KOLLARI SIVADI
=> HOGİAF’IN SONBAHAR TOPLANTISINA GİRİŞİMCİLER DAMGASINI VURDU
=> -DOĞA ORTASINDA YEMEK SARAYI "FULYALİ"
Arşiv-V ..... H A B E R L E R : 523-642
Arşiv-VI . H A B E R L E R : 643 - 800
Arşiv-VII. H A B E R L E R : 801-1101
Arşiv VIII. H A B ERLE R: 1102-1500
Arşiv-IX. H A B E R L E R: 1501-1850
Arşiv-X.. HABERLER: 1851-2150
Arşiv-XI.. HABERLER: 2151-3051
 

-ALTINOLUK-AKÇAY "TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ"




"ALTINOLUK-AKÇAY" TOGA'DAN YOL HİKAYELERİ

Bugün 8 Temmuz 2013 Perşembe, Ramazan Bayramının birinci günü. Havalar sıcak mı sıcak. Ege bölgesinde gölgede 37 dereceye ulaştı sıcaklık, rutubet ise % 88 civarında.

Makale: Mustafa TOGA / 8-12 AGUSTOS 2013 / Haber: 451


 Yavaş yavaş akşamın kızıllığı çöküyor evlerin üzerine. Terasın balkonunda, Bozdağların arkasından güneşin kayboluşunu seyrediyoruz. Müezzin köyün camisinden akşam ezanını okumaya başladı ama hala ortalık çatır çatır yanıyor. Derken gece yarısı oluyor, en nihayet hava biraz serinliyor. Sabaha karşı ise açık pencereden soğuk hava dalgası yatak odasını dolduruyor.


Tan ağırdı, köpek ulumlarına karışık horoz sesleri güneşin doğuşunu müjdeliyor.

Hanım - “Haydi kalk!” diyor. `Saat 05.50`

İki speti kaptığımız gibi (köydeki evin arkasında) birimiz üzüm öbürümüz dometes tarlasına dalıyoruz.

Bizde herşey organik tarım, natürel! Ne suni gübre kullanıyoruz ne de bostanlara zirai ilaç atıyoruz.

Sepetler doldu.

-          “Ben biraz dolmalık patlıcan topluyacağım sen de incirlerden kopar” diyor.

Sabah sabah incir ağacına çıkılır mı? Aşağıya sarkmış dallardan koparmaya çalışıyorum.

-          “Bu kadar topladığımız yeter. Daha kahvaltıya yetişeceğiz. Yolumuz uzun, 238 km gideceğiz.”

-           “İki ayağımı bir pabuca sokma?”

Ağzımı açıp tek bir kelime konuşmuyorum ama Saat 07.00 den önce hareket etsek iyi olacak o zaman 11.00 de kesin Altınoluk’ta oluruz.


 

BİNTEPELER’DEN SONRA YOL BOZUK!

Hollanda’dan senelik izinine gelen Edremit/Akçay’da Akdağ, Altınoluk’un Avcılar semtinde Andal ailelerinin yazlıkları var. Bu ahpaplarımızı ziyarete gidiyoruz bu arada biz de bir haftalık tatil yapma fırsatı bulacağız onlarla beraber. 

Yol hazırlığımızı zaten akşamdan tamamlamıştık. Valizleri apar topar bagaja yerleştirdik. Şu ana kadar plan tıkır tıkır işliyor, kısacık bir gecikmeyle de olsa 07.17 de hareket ediyoruz. Bintepeler’e kadar yolun her iki tarfında üzüm bağları, dometes, patlıcan, mısır tarlaları var. Burası sanki Gediz ovasının su havzası. Yeşillik, sulak, verimli topraklara hakim. Bintepeler ise kuru arazi, anlayacağınız sulu tarım yapılamıyor. Çünkü su yok..!

Eskiden buralarda binlerce dönüm buğday, arpa gibi tahıllar ekilirdi şimdi gözüyün alabildiği yer zeytin ağaçları ile dolu. Zeytin fidanları çok eski değil daha 15 yıllık filan. Belen-Gölmarmara arası zeytin diyarı oldu diyebiliriz. Bu gidişle Ayvalık-Edremit’e rakip olacağa benziyor (şaka...şaka).


            -“Yarın buralarda bir dönüm firez tarlası göremiyeceğiz.”

- “Olsun. Buğday ambarımız Konya ovası ne güne duruyor”

- “Kos koca 75 milyonluk Türkiye. Bir orasıyla doyar mı? Oralarda boz kır, üstelik havalar çoğu zaman kurak geçiyor. Tarım ülkesi memleketimiz tahıl mı ithal edecek yoksa? Bunları da mı göreceğiz” dedi hanım.

Yorum yok!!!

Tütün tarlalarını geçip tepeden aşağı iniyor, Marmara Gölünün kıyısına geliyoruz. Bu sene yağmur çok yağmış. Dağlardaki karlarda eriyince tabiri yerindeyse göl taşmış, sular tarlaların içine kadar uzanmış. Su dolu, bu yıl sazan balığı bol olmalı.

Aniden duble yol bitiyor, tek gidiş geliş oldu. Ahmetli kavşağından sonra Akhisar’a kadar çok kötü, tangur tungur . Git git bitmiyor.

Hanım – “Başım ağrımaya başladı” dedi. Psikolojik sıkıntıyla Akhisar’ın şehir merkezine girdik. İlk benzicide durup arabayı fulledik. Biraz gittikten sonra İzmir-İstanbul çevre yoluna çıktık. Sabahın erken saati olmasına rağmen trafik çok kalabalık. Kimisi bayramlaşmaya kimileri ise bayram izinin fırsat bilip Ege ve Akdeniz sahillerine tatile gidiyor olmalılar.

Ana yoldan ayrılıp Kırkağaç istikametine sapıyoruz. Duble yol, yeni yapılmış hemde birinci sınıf asfalt kullanılmış. Kavunları ile meşhur Kırkağaç ilçesinin içinden geçmiyoruz artık yeni yol kasabanın çevresini dolanıyor. 6. Jandarma Komondo Alayının bulunduğu karşıki dağlara, kavun tarlalarının bulunduğu ova ya bakıyoruz her taraf zeytinlik.

Arabayı topukluyoruz, son sürat gaz veriyoruz. İbre bir ara 190 km gösteriyor. Ne zaman Soma’ya vardığımızı anlayamıyoruz. Dost doğru şehir merkezine dalıyoruz, her ikiyüz metre de bir trafik lambası var. Tabelalarda `Kısrakköy Kömürü` yazıyor. Parkın önünde ki Madenci heykelleri sanki bize selam veriyor. Şehrin çıkışına iki tabela asılmış; Bergama-Ayvalık ve Savaştepe-Balıkesir istikametlerini gösteriyorlar.


Bergama yolunu tutuyoruz. Kınık’a kadar yol güzel, duble ondan sonra sık sık yol yapım çalışmalarıyla karşılaşıyoruz, kısa mesafelerde olsa tek gidiş geliş oluyor yol. Buranın ovasıda verimli pamuk tarlalarıyla dolu. Karşıki dağın eteğinde çimonto fabrikasının bacaları gözüküyor.

Bergama’nın içerisine giriyoruz. Tarihi Zeus tapınağını teğet geçip İzmir-Çanakkale yoluna, yani otobana çıkıyoruz. Bu yolu herkese tavsiye edebilirim. Pırıl pırıl duble yol altımızdan akıp gidiyor.

Dikili’yi geçtikten sonra bir ara durup Ayvalık Tostu yiyelim diyoruz. Hayalini kurduğumuz bir kuş sütü eksik sabah kahvaltısı aklımıza gelince bu düşüncemizden vaz geçiyoruz.


 


EDREMİT ZEYTİNİ Mİ, KARADUT SUYU MU?

Teypte İsmail YK’ın “Bas Gaza” şarkısı çalıyor. Yolun kenarındaki tabelanın birinde Edremit 38 km yazısı. Daha erken turistler, yazlıkçılar uyanamamışlar belli, yol sakin.

Önümüzde İzmir, Balıkesir, İstanbul, Tekirdağ ve Ankara plakalı son model arabalar. Hiç birimiz tarafik kurallarını ihlal etmiyoruz. 120 km den hızlı gitmediğimiz gibi kırmızı ışıklarda da duruyoruz. “Bugün Misafirimsiniz, Yarın Gömeçlisiniz” yazısı dikkatimizi çekiyor. Birde yol boyunca “Karadut Suyu” bulunur stanadları. Hemen hemen her standda bir araba durmuş alış veriş yapıyorlar. Buralarda sadece siyah zeytin, yeşil zeytin vede zeytin yağı bulunur derken birde Karadut çıktı karşımıza. Bu işin raconunu bozuyor, “Zeytinin kalesi Edremit” tezini çürütüyor gibi.

Derken Burhaniye gözüküyor. Tabaleda “ÖREN” kırmızı şerit içinde verilmiş herhalde burası ya tarihi bir yer yada turistik bir belde. “Kuvvacıların Memleketi Işık Sahili Burhaniye’miz” tabelasının altında şehir nüfusu 41.900 rakamlarını görüyoruz. Önümüze büyük bir yol kavşağı geliyor, Çevresi Kuvvacı Milliyecilerin, Mehmetçiklerin heykelleriyle dolu.

Altından şırıl şırıl suların aktığı bir köprüyü geçiyoruz ki karşımıza Edremit Havalimanının kontrol kulesi çıkıyor. Şimdilik çok aktif değilmiş. Yazlıkçılardan dolayı sadece yılın üç ayı canlıymış. Anadolu jet havayolları, İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına günlük seferler düzenleniyormuş.  Çok yetersiz ama bu durumun ilerki yıllarda değişeceğini umut ediyor yöre halkı. Buralarda her şey “Yazlıkçılara” göre hesaplanmasın artık diyorlar.


Birden yol üç şerite dönüşüyor. Asfalt daha taze, yeni atılmış belli. Bir üst geçit çalışmasının altından Edremit’e giriyoruz, aniden ortalık kalabalıklaşıyor. KADIKÖY, AKÇAY istikametinde arabalar zorla ilerliyor. Trafik kitlenmek üzere. GÜRE beldesine giriyoruz, yolun sağında sonunda AVM merkezleri sıralanmış. Öğle olmadan önleri arabalarla dolmaya başlamış bile. Ne tüketici toplum olmuşuz da haberimiz yok. Kazan harca, kazan harca..! Özellikle genç nesil tassaruf nedir, birikim nedir bilmiyor. Eskiden Avrupa’yı, Amerika’yı kınardık. Ekonomik krizden dolayı Avrupa’da lüks durdu ama bizde hala dört nala koşuyor. Büyük şehirlerde olduğu gibi otoban kenarlarında da mantar misali AVM’ler yükseliyor.


ALTINOLUK sınırına girince arabayı yavaşlatıyorum, sağ şeritten yavaş yavaş ilerliyoruz çünkü Yuvam Sahil Sitesi tabelasını arıyor gözlerimiz. Uzakta, küçük bir tabelada bu yazıyı görüyoruz.

Çocuklar sevinçle “İşte burası” diyorlar.

-          “En nihayet” diyorum. “Dört saate yakın direksiyon arkasındayım, yoruldum.”

-          “Kahvaltıyı düşün” diyor, hanım.

Arnavut kaldırımı taşlarla kaplanmış sokağa sapıyoruz. Hafif bir rampaya doğru tırmanıyoruz. Köşe başındaki evin üçüncü katındakiler el sallıyorlar.

-          “İşte bizimkiler!.” Biz de el sallıyoruz.

Fazla aramadan kolayca adresi bulduk. Arabayı kaldırımın kenarına park ediyoruz. Sepetler imece usulü yukarı taşınıyor. Balkonda dört dörtlük kahvaltı masası bizi bekliyor. Çocuklar kendi aralarında Flemekçe, Türkçe karışık konuşuyorlar. Biran önce kendilerini plaja atmak istiyorlar. Kahvaltısını bitiren deniz mayosunu giyiyor. Bornozlar, terlikler, şapkalar, güneş yağı kremleri alınıyor. Kumsal, siteye pek uzak değil yaklaşık 350 metre mesafede.


Balkondan mas mavi deniz gözüküyor.

-          “Arabalar vızır vızır... Karşıdan karşıya geçerken çok dikkatli olun...!!!”

-          “Tamam... Yeter artık anne... Kırk defadır söylüyorsun..!” diye tepkilerini dile getiriyor çocuklar sonrada gülüşerek gözden kayboluyorlar.

-          “Şu Altınoluk’un trafiği bir başka, çocuklar karşıdan karşıya geçerken ödüm patlıyor. Belediye her yüz metreye tarfik lambası koysun yada tünel yapsın.”

-          “Allah korusun” diyoruz. “Ne tüneli?”

-          “Bir çeşit alt geçit. Sahile inmek için bir kaç tane tünel var ama yetersiz.”

-          “Güzel fikir” diyoruz. “Hiç olmazsa kaza rizikosu yok!.”

Çocuklar denizden gelsinler, çay içmeye DEDEPINAR’a gidelim diyor ev sahibi. Kazdağlarının doruğuna çıkacağız. Oralarda tam bir yayla havası var. Hem serin hem oksijeni bol. Sarıkızın kazlarını (efsane) güttüğü yerler.

-          “Tamam” diyoruz. ‘Demlik (Semaver)  kiralayıp ikindi çayımızı orada içelim.’


DENİZ TEMİZ, SU BERRAK AMA SOĞUK!

Ben doğrulup “Çocuklara bir bakayım mı?” diyorum.

Aslında benim de canım denize girmek istiyor. Afacanları bahane edip sahile iniyorum.

Deniz temiz, su berrak yerdeki çakıl taşlarını sayabilirsiniz. Denize girdiğimiz yerde kumsal geniş değil üç dört metre mesafelik. Kum ise yok denecek kadar az. Dikkatli olmak lazım çünkü on onbeş adımda deniz derinleşiveriyor. İyi yüzme bilmeyenler için tehlike teşkil edebilir. Bu gün nedense hava rüzgarlı plaj şemsiyesini bir türlü kuramıyoruz. Şemsiyede olmazsa olmasın deyip plaj havlularını çakıl taşlarının üzerine seriyoruz. Çocuklar bir türlü denizden çıkmak bilmiyor. Buranın suyu hem tuzlu hem soğuk. Denize girerken çakıl taşlarına dikkat etmek gerek birde deniz kestanelerine.


Türk’ün kıvrak zekası burda da işe yaramış. Yedi sekiz gübre torbasına taş, kum doldurup denize atmışlar yapay bir mendirek oluşmuş denizin ortasına doğru. Plaja gelenler onların üzerine basarak denize giriyorlar.

-          “Yayla ya kadar yüzelim” diyor, büyükler.

-          “Yayla da ne?” diyorum.

Parmaklarıyla denizin ortasında duran bir kayığı gösteriyorlar. Deniz üzerindeki bir duba ya bağlanmış üzerine de kırmızı boyayla YAYLA yazılmış.

Ben de onlarla beraber yüzüyorum, yüz elli metre sonra dibe dalıyorum nerdeyse nefesim kesilecek hala zemine dokunamadım. Dalgıçlık sevdasından vaz geçip tekara suyun yüzüne çıkıyorum.

Kumsala uzanıyorum.

Önümde ilham veren bir mavilik var.


 


TAHTA BAVULLA GELDİK, TAHTA TABUTLA DÖNECEĞİZ

Yanımda güneşlenen beyefendiyle konuşmaya başlıyorum.

Esasen Tuncelili olan 75 yaşında ki Hıdır amca 50 yıldır Almanya’da yaşadığını söylüyor. Üç yıl önce bir ahpabının tafsiyesi ile buradan bir yazlık aldığını, yılın üç ayını burda geçirdiğini, oksijene doyduğunu, kendini zinde hissettiğini söylüyor.

-          “Bak!” diyor.

Buralarda ne ağır sanayi var, ne de gökdelen, ne de büyük oteller. Altınoluk’un doğallığı bozulmamış. Etrafta aşırı müzik sesi yok, çevre kirlenmeside. Ege yemeklerinin tadı nefis buralarda. Dağlar yem yeşil, kızılçam, çınar, söğüt, karaçam, çitlembik ve tarihi zeytin ağaçları korunuyor. Dünyanın ikinci oksijen merkezine şimdilik insanlar zarar vermemeye çalışıyor.

-          “Türkiye’ye kesin dönüş ne zaman?” diyorum.

Başını sallıyor. “Nein” diyor. Gurbeti vatan tuttuk. Dört kızımın dördüde Sutturgart’ta ikamet ediyor. Büyük olan 43 yaşında. Torunlar boy boy. Onları orada bırakıp nasıl döneriz. Tahta bavulla geldik, tahta tabutla döneceğiz.

Haksızda değil hani. Birinci kuşak insanlar 70-75 yaşına geldi. Türkiye’deki hısım, akraba ve akranlarının çoğu ölmüş. Çoluk çocuk, torun torba ise Almanya’da. Dönüş kararı çok zor.

-          “Çare!” diyorum.

-          “Artık dönücü değil kalıcı olmaya odaklanmalıyız” diyor.

Türkiye’de satın alınan mal mülk ne olacak?.. Özellikle kırsal kesimdekilerin sekiz on dairelik apartmanları var. Kiracılar gününde ödeme yapmıyorlar. Binaların her yıl biraz daha boyaları soluyor, sıvaları dökülüyor. Çocuklar yıllık izinlerinde baba ocağına ya on gün uğruyorlar ya uğramıyorlar.


 


SATIN “GAYRİMENKULLERİNİZİ”!...

Öyle ise sonuç “En kısa zamanda bunların satılıp paraya çevrilmesi. Emeki aylığına eklenip çıtır çıtır yenmesi.”

-          “Avrupa’da 5 milyondan fazla Türk vatandaşı var. Bunun ancak 100 bini anavatana geri döner, 49 kere 100 bini ise oralarda kalır.”

Eğer şimdi satmazlarsa mülkleri kurda kuşa yem olur, evler viraneye döner, içlerinde baykuşlar öter. On yıl sonra mal sahibi öldüğü için miraslarda bölünemez olur çünkü verasetcileri bir araya getiremezler diye sözünü bağlıyor Hıdır amca.

Bu görüşe katılıyorum. Yerden göğe kadar hakkı var.

Gurbetçilerimiz; Devlet büyüklerimiz tarafından bu güne kadar memlekete döviz getiren vatandaş muamelesi gördü. Şimdi tam zamanı “Satın Gayrimenkulleri” ömrünüzün son günlerini refah içerisinde geçirmeye bakın.

Sohbet koyulaşmadan kalkıyorum. Eve gelip duşumu alıyorum, arka odada biraz uyuyorum.


 

KARPUZUN KİLOSU KAÇA?

Yuvam sitesinin sokağı denize dikey bakıyor. Sağlı sollu evlerin önüne yazlıkcıların arabaları park etmiş. Akşam oluyor. Sokağın başında kadınlı erkekli beş altı kişi toplanmış sohbet ediyorlar.

Yolun altından akordiyon sesi gelmeye başlıyor. Genç bir delikanlı akordiyon çala çala yokuş yukarı tırmanıyor yanındaki bayanda yazlıkçıların balkonlarına bakıyor. Müziğin ritmi kulağa hoş geliyor. Bir kaç balkondan el kol işaret yapılıyor bayan elindeki kaseyi onlara doğru uzatıyor. Bozuk paralar şıgırdayarak tam ortasına isabet ediyor. Bir kağıt para savrula savrula yolun ortasına düşüyor. Kız eğilip yerde yatan onluğu alıyor, cebine sokuyor.

O sırada “Karpuzcu” diye seyyar satıcının sesi duyuluyor.

-          “Almayalım” diyor alt komşu. “ Hep kabak çıkıyor”.

-          “Kilosu kaç lira” diye soruyor karşı komşu.

-          “80 kuruş” diyor satıcı.

-          “Bizim oralarda 40 kuruşa düştü” diyor hanım.

-          “Burası turistik yer” diyor ev sahibi. Hem aşırı fiyattan yakınıyoruz hemde iki karpuz birden satın alıyoruz.


 






 Başa dönmek için tıkla



Bugün 375590 ziyaretçi (926346 klik) kişi burdaydı!
 
Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır.....Toga Medya.....2006 dan bu yana

“Düşünce, Aktüalite, Edebiyat”




TÜRKİYE
 
Copyrigt 2014 ..... Her Hakkı Saklıdır ..... Design by TogaMedya
Sitemizde yayınlanan haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. mustafa_toga@hotmail.com ve info@togamedya.net E-mail adresinden bize ulaşabilirsiniz…