Menü
ANA SAYFA
YOL HiKAYELERi
AKTÜALİTE
EDiTÖRDEN
SALİHLİ SANAT DOSTLARI
AYIN KİTABINI TANIYALIM
R Ö P O R T A J L A R
ŞAİRLER-ŞİİRLER
SPOR HABERLERİ
TÜRKİYE'Yİ TANIYALIM
Salihli-MANİSA ve Rotterdam-HOLLANDA
KARAKALEM-İlginç Resimler
YAZARLAR-Haber Portalı
=> Bülent Türker (Tiyatrocu Gülçin Zeytinoğlu)
=> Bülent Türker (Yağmur Hürbaş İle Dobra Dobra)
=> Hüseyin Kızılca (Biz İnsanlar Var Olan)
=> Hüseyin Kızılca (Afrika, Açlığın en Yoğun)
=> Mustafa Toga (Açlık Sınırı)
=> Mustafa Toga (Örnek Başkanlarımız)
=> Mustafa Toga (Bekle Beni "İstanbul")
=> Mustafa Toga (Diyardan Diyara!)
=> Mustafa Toga (Milletvekili Adaylarından Birisi)
=> Nuri Gerek (Küresel Değerler)
=> Nuri Gerek (The Power of the Majority)
=> Gülgün Yalvaç (Kadın olmak)
=> Gülgün Yalvaç (Gizli Kahramanımın Jesti)
=> Gügün Yalvaç (O Benim İkinci Anamdı)
=> Gülgün Yalvaç (Ah Alpi Ah..! Anılara Boğdun Bizi)
=> Gülgün Yalvaç (Devlet Babamı Çok Sevdim)
=> Gülgün Yalvaç (11. Şiir Şölenimiz ve Demokrasimiz)
=> Gülgün Yalvaç (Şiir Şöleni Değil Demokrasi Bayramı)
=> Gülgün Yalvaç (Güleriz Ağlanacak Halimize)
=> Gülgün Yalvaç (Oy Mehmedim Mehmedim!)
=> Gülgün Yalvaç (Sesimizi Duyan Yok mu?)
=> Gülgün Yalvaç (Ayşe'm Geleceğe Umutla Bakıyor Ama!)
=> Gülgün Yalvaç (L.. Olsun Benim İnsan Sevgime)
=> Gülgün Yalvaç (Bölge Değil Türkiye'nin Hastanesi)
=> Gülgün Yalvaç (Hani Emeğimize Saygı)
=> Ahmet Demir (Efsaneler Ülkesi)
=> Ahmet Demir (Ergene Nehri ve Çevre Kirliliği)
=> Ahmet Demir (Öğretmenlerin Ek Göstergeleri)
=> Ahmet Demir (Medyada Kültür ve Sanat)
=> Ahmet Demir (Çevre ve Ekolojik Denge)
=> Ahmet Demir (Filistin)
=> Emine Uysal (Eyvah Meleklerim)
=> Emine Uysal (İksir)
=> Latife Uğur Turki (Ya Rasulallah)
=> Latife Uğur Turki (İftar Yemeği)
=> Latife Uğur Turki (Katile Mektup)
=> Rasim Aşın (Türkiye'de Çocuk Tiyatrosu Felsefesi)
=> Rasim Aşın (Deniz ve Halik Misali)
=> Rasim Aşın (Çocuklara Sanat Eğitimi Verme Tuzağı)
=> Gülgün Yalvaç (13.Yılın Ardından Babama Mektup)
=> Gülgün Yalvaç (Bu Gençleri Hiç Unutmayacağız)
=> Gülgün Yalvaç (Umudun Simgesiydi Ama!)
=> Gülgün Yalvaç (12. Bizim Ece Şiir Şöleni-2015)
=> Gülgün Yalvaç (Bizim Ece Şiir Şölenimiz)
=> Gülgün Yalvaç (Anasız Anneler Günü)
=> Gülgün Yalvaç (İşini, Aşını, Eşini !)
=> Nuri Gerek (Türkiye Önemli Bir Dönemece Giriyor)
=> Gülgün Yalvaç (Her Ölüm Erken Ölüm)
=> Rasim Aşın (Kıy Ege ve Ege Tiyatrolar Birliği Buluştu)
=> Gülgün Yalvaç (Canımız Yanıyor, Salihlim Yasta)
=> Latife Uğur Turki (Acı Yirmi Üç Yaşında)
=> Gülgün Yalvaç (Sanat Dostları Cezaevinde ?!)
=> Gülgün Yalvaç (Bizi Affet Şehidim)
=> Gülgün Yalvaç (Umudun ve Mücadelenin Bir Diğer adı: Salika
=> Latife Uğur Turki (Hasret Kaldık Yüreği Güzel İnsanlara)
=> Latife Uğur Turki (Gülen Yüzü Gülmez Oldu)
=> Latife Uğur Turki (Dile Kolay Ümit Gideli 26 Sene Oldu)
=> Atilla İpek (Yalın ve Duru Olarak Yazıyoruz)
=> Gülgün Yalvaç (Destek Gazeteci Deneyimlerini Anlattı)
=> Gülgün Yalvaç (Salihlili Olmak Bu muydu)
=> Gülgün Yalvaç (Ne Oldu da Biz Böyle Olduk)
=> Gülgün Yalvaç (Güle Güle Git 2016 Seni Hiç Sevmedim)
=> Gülgün Yalvaç (Salihli Müziğe Doydu)
=> Rasim Aşın (Çocuk Tiyatrosu Hakkında)
=> Rasim Aşın (Çocuk Tiyatrosu Uyarısı)
=> Ferhat Coştur (Şirket)
=> Ferhat Coşdur (Gynasium)
=> Ferhat Coşdur (Poşet Reklamı)
=> Ferhat Cosdur (Esnaf ve Sanatkarlarin kapatilmasi Anayasaya aykiridir)
=> Ferhat Cosdur
=> Bülent Türker
=> Hüseyin Kizilca
=> Mustafa Toga.
=> Gülgün Yalvac.
=> Latife Ugur Turki
=> Mehmet Nuri Gerek
=> Yrd. Doc. Rasim Asin
L İ N K L E R
V İ D E O L A R
Ziyaretçi Defteri
GALERİ > Platform > Kadın >
İletişim : mustafa_toga@hotmail.com
Arşiv-I ...... H A B E R L E R : 001-200
Arşiv-II .... H A B E R L E R : 201-341
Arşiv-III ... H A B E R L E R : 342-414
Arşiv-IV ... H A B E R L E R : 415-522
Arşiv-V ..... H A B E R L E R : 523-642
Arşiv-VI . H A B E R L E R : 643 - 800
Arşiv-VII. H A B E R L E R : 801-1101
Arşiv VIII. H A B ERLE R: 1102-1500
Arşiv-IX. H A B E R L E R: 1501-1850
Arşiv-X.. HABERLER: 1851-2150
Arşiv-XI.. HABERLER: 2151-3051
 

Latife Uğur Turki (Katile Mektup)

 

KATİLE MEKTUP

"Kendimi tanıtmaya hacet yok!. Kim olduğumu çok iyi biliyorsun. Yoksa kim olduğumu bilmiyor musun? Tanımadin mı beni? Tanıtayım o zaman. Ben senin ebedi cehenneme götürecek olan sebebin yani açıkcası acımadan katlettiğin bir Allahın kulunun, bir evladın, bir abinin, bir eşin, çocuğu yetim kalan babanın eşi Aylin’im" diye katile mektup yazmaya başladı.

 
“Acaba yazsam mı? Doğru olur mu?' diye düşünüyor ve gözleri yaşlı olarak kağıdı ve kalemi bırakarak küçük çocuğuna bakmaya gidiyor...

 

Nasılda uyuyor Mutalib’i. Birden gözlerinin önüne oğlunun morgdan, babasından ayrıldığında bir hafta boyu "Baba gitti. Baba gitti!" diye ağlayışını hatırladı. Gözlerinden damlalar yanaklarına akmaya başladı. Kendini tutamayıp odadan hızlıca çıktı ve masaya tekrar oturdu. Aldı kalemi yazmaya başladı.

 

"Tanıdın mi şimdi? Sayende evladim yetim kaldı! O öldürdüğün kişi ne zorlukla büyütülen bir evlattı. Annesi onu tek başına, parasız pulsuz büyütmüştü.. Hakkınız yoktu o yaşlı kadını  evlatsız, beni dul ve oğlumu yetim bırakmaya! Bunu yaparken hiç mi Allahtan korkmadın?!!!
Mutlaka ailece sevinirsiniz. Aylin’i yendik diye ve hic bir sey yapmamis gibi ortalikta dolasiyorsunuz. Siz hapishanede ziyaretcilerinize, ailenizde burda kapi kapi dolasip hakli oldugunuzu insanlara yalanlarla anlatiyorsunuz! Sorarim sana. Butun dunya sizden olsa, yinede benim gozumde bir katil degilmisiniz? KATİL!!! sadece sen degil. Butun ailen katil!! Allahın yanında da katilsin. Çünkü affedilmeyen bir suç isledin!!!

Ama unutma kazanan siz degil ben oldum!.. Siz belki bu gecici dunyada kazanmis olabilirsiniz! Insanlari kendinize cekmis olabilirsiniz.. Size sadece sizler gibi cahiller inanir.. Ben ise belki ahiretimi kazandim..
Aslinda uzulmemem lazim... Sevinmem lazim.. Sana tesekkur etmem lazim.. Bana ve Bugra’ya cennetin yolunu actin..
Kendine ise cehennemin yolunu. Tabi ki kimse bilmez kimin nereye gidecegini.. Umud ediyorum ki cehenneme gidersiniz ailece!!" Gercek cezanizi ordan gorursun ve gorurusunuz. Seni hic bir zaman aff etmiyecegim. ne kadar da affetmem dogru olsada, sizi affedemem!.. Mahkemede bile yasina basina bakmadan yalanlar anlattin.. Bu sebebten cezayi az yedin.. Dilerim Allahimdan en buyuk cezayi hem bu dunyada hem ahirette yersin".

Aylin biraktı kalemi. Kendini halen tutamıyordu. Hep ağlıyordu. Dinmiyordu bir türlü acısı. Acısını bu mektupla hafifletmek istiyordu. Bilsindi katil ne kadar acı çektiğini..Vicdan azabi cekmesini istiyordu 'Ama onda vicdan ne gezer diyede' dusunuyordu.

Bir seneyi geçmişti Bugra’sı öleli. Aylin bir türlü kabullenemiyordu kocasının öldüğünü. Hep onunla yaşıyordu. Bugra’sı onu ve oğlunu hiç yanlız bırakmıyordu. Gece rüyalarında, gündüz hayallerinde yasiyordu onu. Bazende onu hep yaninda hissetiyordu. Hep onunla konusuyordu.. Oglundan fazla ona ilgi veriyordu.. 'Nasil bu kadar aci cekiyorum!' diye dusundugu de oluyordu. 'Bana son zamanlar cok aci veriyordu.. Semra icin vurmustu bana. ben aglarken ona gitmisti.. Onu teslli etmeye gitmisti.. Ne vardi aralarinda? Ne vardi Allahim?! Bu sorunun cevabini hic ogrenemiyecegim'... O kadin halen aramizda birsey yok demisti son konusmasinda.. Resimlerini odanin her tarafina koydugunu anlatmisti Ayline.
Aylin ona artik kizmiyordu.. Kiskanmiyordu da.. Artik bir sebeb kalmamisti kiskanacak.. Zaten onun izinide kaybetmisti. Evlendiğini duymuştu kayınbiladeri Saki'den.

 

Saki'de aramıyordu Aylin’i. Hiç bir arkadaşı aramıyordu Aylin’i artık. Cok sevdigi arkadaşı, kankası da onu bıraktı.. Ailesi göndermiyordu.. O ordayken katil gelir evi basar. Ona da birşey olur diye. Çok saçma buluyordu bunu Aylin. 

Aylin masadan kalkip yatak odasina gitti. Dolabi acip Bugra’sinin elbiselerine bakti.. Elledi ve kokladi "Bugram! Bugram.. cok ozledim seni" dedi ve hem agliyor hemde elbiselerini opuyordu. "Veremiyorum.. Kiyipta veremiyorum giyimlerini baskalarina.. nasil vereyim ki? Seni topraga verdim.. Elbiselerini baskalarina vermek istemiyorum.. Zaten sende vermemi istemiyorsun!! Her elbiselerini vermek istedigim kararimda ruyamda bana kiziyorsun yada uzuluyorsun... Vermemi istemiyorsun demi Bugra? Vermem Bugra.. Vermem! Canim benim.. Vermem".. Birden oglunun sesini duydu ve dolabi kapatip oglunun yanina gitmek icin odadan cikti. Once yuzlerini yikadi.. "Geliyorum oglusu. .Mutalibim benim!" 
Odaya girdiginde Mutalib kalkmis yataginda hopluyordu..
"Uyandinmi sen he! Aciktin mi sen.. Yerim ben seni."
Oglunun karnini doyurduktan sonra biraz onunla ilgilendi..
Oynadilar beraber.. Kitap okudular...

Mutalib yattiktan sonra Aylin mektubu yazmaya devam etmek icin oturdu masaya.. 'Devam etsem mi?'diye dusundu... "Yok yazacagim..icimdeki acilari yazacagim.. bakarim bittikten sonra. Verip vermeyecegime o zaman karar veririm" Yazmaya basladi.
Duydum ki hapishanede bile benimle ugrasiyormusun.. Guya benim yuzumden katil olmussun. Daha halen akıllanmadın mi? Ne ugraşıp durursun benimle. Ben mi size o yola sürükledim.. Onu yapan senin o kuş beyinli eşin di. Git! Ondan hesap sor, benden değil. Benim adımı o pis ağzına alma. Kendin seçtin o şeytanın yolunu. Çünki o şeytanın yolu size tat vereceğini sandınız. Ee bu yol size tat verdi mi? Tebrik edeyim o zaman: Gözünüz Aydın! Bravo size.

Sindiremediniz benim tekrar bir yuva kurabildiği mi. Çünki böylelikle sizin yalanlarınız ortaya çıkmıştı. 

Beni tüm çevreme yalanlarınızla rezil ettiniz.. Namusumla, haysiyetime, şerefimle oynadınız. Bu bir müslümana yakışır mı?!!! Benim boşanmis bir kadın olarak ortalarda acılar çekmemden mutluluk duyuyordunuz.. Ve hep engellediniz tekrar yuva kurmak istedigimde. Beni kötülediniz ve her şeye ragmen becermistim. Yuva kurmuştum.
Boşanmayı bir suç olarak görmüştünüz. İslamı tam bilseydiniz boşanmanın Allahın en sevmedigi helal oldugunu bilirdin. Ve bosanmis bayanin tekrar evlenme hakki oldugunuda bilirdiniz.
Dinimizde bosanmis kadinin iddeti sona erdigi takdirde nisanlanmak isteyen erkek ve kadin ser'i ve orfi yonden bilinen sekilde anlastiklari ve birbirine razi olduklari muddetce kadinin, kocasinin velisinin veya herhangi bir insanin kadina ve onun evliligine mani olmasi caiz degildir, gunahtir. Iste siz karistiniz! Ve acimadan, daglarda yasayan vahsi kurtlar gibi, esimi parcaladiniz!".. Aylin hungur hungur agliyordu.. Tutamiyordu kendini... Bunlari tekrear hatirlatmak ona aci veriyordu ama illaki bu mektubu yazmak istiyordu.
ve devam etti.

"Allah'ta sizi parcalasin insaallah! Dilerim ayni yolda can verirsiniz. Allah buyuktur..Hicbir mazlumun kani yerde kalmaz ve birakmaz.. Alir sizden bunun intikamini.." Birden aklina Bugra’ya ettigi beddua aklina geldi. Onu cok bunalttiginda ona cok kotu beddu etti ve bedduasida kabul olmustu. Bugra’si ayni Aylin’in bedduasi gibi olmustu. Bundan cok vicdan azabi cekiyordu ve kendiside aci cekmek icin kendine dunyada yasamayi haram etmisti... ve Olmeyecek kadar yemek yigecekti.. Cokta zayiflamisti..

Mektup yazmaktan baya yoruldu Aylin. Gozleride sismisti. Oglunu alip annesi gile gitti. Iceri girdiginde tabiiiki gozlerinden agladigini anlamislardi.

"Yine mi ağladın?".

"Yok ağlamadim"diye cevap verdi"

"Kızım ağlamakla geri gelseydi, hepimiz oturur ağlardik" dediler.

Aylin ayakta oturacak hic dermani kalmamisti. Birkac gundur de hic bisey yememisti. Hic acikmiyordu zaten. Sadece oglunun karninin doyuruyor onunla elinden geldigi kadar ilgileniyordu.
Evde anladilar yine birsey yemedigini ve ona birsey yapip verdi yengesi. Karni doyunca biraz kendine geldi Aylin. 

NEDEN OLMUYOR?

"İçimde bir sıkıntı var.. Ufff..Allahım hayırdır inşallah... Bebekte ağlayıp duruyor..." diye evin icinde dolasip duruyordu Aylin. Bebegini bir turlu susturamiyordu.." Disari gotureyim..biraz dolasip temiz hava aldirayim" diye dusundu.
Dolasti disarda..Yurudu yurudu ama bir turlu sikinti gitmiyordu...
Dondu eve ve bebegini yatirdi. Esi Yunan konsolosluguna gitmisti. Cuma gunu arabayla Turkiye'ye gideceklerdi.
Daha gelmemisti eve. Merak ediyordu " Nerde kaldi bu adam?" diye dusundu.
Esine pek guvenci kalmamisti... Aralarina bir kadin girdigini saniyordu. Bu duruma cok uzuluyordu Aylin. Bir seferinde o kadina telefonda bunu soylemisti. O kadin ise bunu dogrulamdi. Aylin o zaman "yanilmisim..esime soyleme bunu" diye tembih etti
O kadin soz vermisti ama sozunde durmamisti. Ayni aksam bunu telefon acip anlatmisti.
Evet esi buna cok kizmisti. Kahvalti yapiyorlardi.. "Sen neden onu rahatsiz ettin" dedi. Buna hakkin yoktu!
" Ben ona anlatmamsini soylemistim. Neden anlattiki bunu sana? Aramizda bisey yok, yanlis anlamisin dedi bende inandim.." 
Kavga yaptilar..ve esi kizginligini halen alamamisti..sanki esi onu anladigi icin suclanmisti ve kizginligindan olacakki Aylinin bogazina sarildi ve bir yumruk vurdu.

Aylin buna cok uzulmustu..bir kadin yuzunden dayak yemisti! Bunu kabullenemiyordu!!! Kendine guvenci kalmadi birden. Sessiz sessiz agliyordu... Sesli agliyamazdi cunki buna esi izin vermiyordu..
Odasina gitti Aylin... Hep agliyordu..Nefret ediyordu ondan..Bir kadin icin nasil dovebilirdi kendi esini..Nasil kucuk dusurebilirdi? Bir turlu anliyamiyordu. Esi neden bukadar kizmisti.."Dogrumuydu? Dogru olabilirmiydi bu?" diye dusunuyordu. Ucu beraber olduklarinda o kadina daha fazla ilgi veriyordu..Onunla daha neseli konusuyordu. 

Kuslerdi o gunden dune kadar. Barismislardi ve sabah esi vize almak icin Yunan konsolosluguna gitmisti. Hic tanimadigi kayin validesine gidecekti haftaya... Ama hicte hazirlik yapmak icinden gelmiyordu. Bir haftalari kalmisti yola cikmaya. 
Elinden bisey gelmiyordu..bir agirlik vardi. Sabah esine ruyasini anlatmisti.
Dedi " Omrun uzadi..ruyamda olmus gordum seni. Seni bir oldurmustu..ve seni memleketine goturduk..Ailen bana iyi davrandilar..Hadi omrun uzadi.
Oyle diyorlar".
Bugra hic bisey dememisti. Sadece gulumsemisti.

Esi eve geldi. Vize isi olmamisti. Yarin sabah tekrar gitmesi gerekiyormus.
Esi yemek yigip disari cikti. kanal kenarindaki kafeteryaya gidecegini soylemisti.
Aylinin icindeki sikinti hic gitmemisti. 
Saatler gecti esi eve gelmemisti. "acaba o kadinami gitti" diye dusunmustu.
Saatler ilerledikce yangi dahada artiyordu...
Esi geldi..hic bisey demeden odaya girdi ve cikti.

"Bugra! Nereye gidiyorsun..Simdi geldin".
'Kapiyi kimseye acma' deyip merdivenlerden indi. Aylin cama kostu ve arkasindan bakti ta esi arabayla koseyi donenceye kadar.

ÖLEN KİM Dİ?

 

Telefon caldi. "Alo!" dedi ve karsidaki ses esini sordu.."Demin gitti" dedi. 
"Keske gondermeseydin, kavga yapmislar onlarla" 
Aylin hep bundan korkuyordu. "Allahim sen yardim et, kotu bisey olmasin! N’olur Allahim..'
Kardesi Aylini almaya geldi. Cocukta yeni uyumustu... Nasil kaldiracakti oglunu..Kiyamiyordu ama burda yanliz durmasida tehlikeli olabilirdi. Mecburen kaldirdi ve arabaya binip gittiler.

Telefon susmak bilmiyordu... Aylini korku basmisti. Esini hic bir yerde bulamiyordu. "Nerde bu adam? Allahim nerde?" 
Arkadaslarini aradi. "Gelirse onun gondermeyin, kavga etmisler kahvede" diye onlara tembih ediyordu.
Aylin panik icindeydi..Ne yapacakti? Onu nerde bulacakti? Evdekileri gonderiyordu "N’olur gidin bakin ne olmus..Bulup getirin onu!" Gelen onu gormediklerin soyluyorlardi ve birinin öldüğünü söylüyorlardı.. Aylin ağlıyordu.. "Allahım n’olur o olmasın. Kimse ölmesin!'

İsim vermeden polisi arıyordu ama polis hiç bir şey anlatmıyordu.. Sonra isimini verdi ve bilgi istedi. Kavgada olanlardan birinin eşi olduğunu söyledi.. Ama kim oldugun anlatmadı. Polis; “Bilgi veremeyiz” dedi.
Aylin esinin arkadasini aradi. Birinin oldugunu anlatti. Arkadasi hemen yola cikti.. Aylin onu lambalarda beklemeye basladi..cunki annesinin evini bilmiyordu..
Orda lambalarda beklerken polislerin Aylinin eski evinin kapisinda olduklarini gordu. Allahim n’oluyor. Nerde bu cocuk diye dusunuyordu o an yanindan siyah cenaze arabası gecti.
Bu saate kim ölmüş olabilir ki diye düşündü. Arabanın arkasından baka kaldı.
Neyse ki Saki gelmisti.. Eve gittiler... Beraber eski evlerine gitti Aylin..Yeni oturanlara sordu..polislerin ne aradigini..
Aylin arandigini ogrendi.. korku dahada basmisti.. Sessiz sessiz agliyordu Aylin.
Yengesi birinin oldugunu duyunca ve Bugra’nin ortalikta olmadigini ogrenince aglamaya basladim.

"Dul kaldimmmm.....Onlar intikam alacaklar....Kocami oldurecekler diye agladi..yerlere yatti.. Onu teselli ettiler... Aglamasinin hic bir sebeb olmadigini soylediler ama nafile..hep agliyordu..

Saat gece 12 ye gelmisti..Bugra’dan hic bir iz yoktu. Kimdi bu olen kisi? Kimdi Allahim.. Nolur allahim bu Bugra olmasin...
Dusunurken zil caldi...Iki polis kapidaydi..Aylin’i soruyorlardi..
Olen kisinin esi olabilecegini soylediler ve tehsis icin onlarla gelmelerini soylediler.
Aylin orda yikilip kalmisti..
Kardesi, Saki ve Aylin polislerle gittiler. Aylin esinin olmadigin saniyordu cunki spor ayakkabisi var demisti polis.. Ayaginda spor ayakkabisi yoktu.. Sevinmek istiyordu. O olmaya bilir diye Saki’ye anlatiyordu..
Polis Aylin’i cagirdi ama kardesi Aylin’i gondermedi.. Ben giderim dedi ve geri geldiginde Bugra’nin oldugunu soylemedi ama durusundan aglayisindan Aylin coktan anlamisti.. Bagirmisti. Aglamaya baslamisti Aylin. Polisler onu iceriye aldilar Aylin masada ne varsa kırıp atmıştı.
Ona sakinlestirici verdiler.. 
Aylini eve goturduler. Yatirdilar. Aglaya aglaya uyudu..!

 

ÜÇ GÜN OLMUŞTU

Üç gün olmuştu..Aylin’in eşi öleli... Kardesi ona esini bu halde gostermek istemiyordu..Yuregi dayanmaz diye ama Aylin bu duruma cok uzuluyordu. Esi oldu ama yanina gidemiyordu!.. Kendisi gitmek istiyor ama yerini soylemiyorlardi..
Cok agliyor diye heb uyku ilaci ve sakinlestirici veriyorlardi.. 

Pazar sabahi kalkti yataktan.. Bebegini aldi kucagina...Bahceye gitti..Oturdu ve hep agladi.. Ogluna bakarak agladi..sessiz sessiz agladi.. agladigini kimse duymasin diye..
Dusunuyordu..kimse yoktu yaninda..Acisini paylaşacak kimseler yoktu..Nerdeydi kardesleri? Neden Aylini yanliz biraktilar..Hani arkadaslari?! Onlar neden gelmiyorlardi!!
Kardesleri gelmek istiyorlardi ama evin gelininden cekiniyorlardi.. 
Kucuk yigeni Esma geldi yanina..daha bes yasindaydi...Halasinin gozune bakti ve iceri girdi.. Annesinin yanina gitti:
"Anne, halam bahcede agliyor" dedi.. Annesi ve babasi halen daha yataktalardi.
Ruya gormustu Aylin..Esini gormustu. 
"Aylin, uc gun oldu oleli.. Sen halen ziyaretime gelmedin" dedi esi.. Mazlum ve uzgun olarak ayline bakiyordu...
Aylin cevap veremeden uyanmisti..Ruyasini anlatacak kimse yoktu yaninda.. Kendini cok yanliz hissediyordu..

Saat onbirlerde uyanmislardi kardesi ve yengesi. Yanina geldi.
" Esimi ruyamda gordum. `Bana! Neden gelmiyorsun` dedi.. Beni istiyor, onu gormem gerek benim!.. Yarin topraga verildiginde..onu dunya gozuyle goremem daha.. Neden goturmuyorsunuz esimin yanina..?!!" diye agladi. 
Sonra kardesi morgu aradi.. Durumu anlatti.. Ziyaret gunu degilmis ama Aylin’in ruyasi icin ona gelmeye izin verildi.
Cok sevinmisti Aylin buna.. Esini gorecekti.. Oglunuda goturmeye karar verdi.. ogluda vedalasmasi gerekti babasiyla.. Ev halki istemediler bebegin gitmesini ama oglununda hakki oldugunu dusunuyordu.

Aylin ablalarinida cagirdi.. ve gittiler.
Aylin, "Esim karsimizdaki Morg' ta yatiyordu da neden bana demediniz. Bir adimlik yerdeymis!!" diye isyan etti ailesine.. Kimsenin buna hakki yoktu, benden saklamaya diye icinden konusuyordu.

Cok heyacanliydi Aylin.. Esimi gorecegim, ona geri donmesini soyliyecegim.. diye dusunuyordu.. Agladigimi gorunce geri doner... diye umit ediyordu..
Morga geldiler.. Kapi acildi.. Kolidordan yururken yol bitmek tukenmek bilmiyordu.. Ne kadarda uzundu burasi!.. Kac saat yurudu esini gormek icin... Aylin heyacandan yollari bitiremiyordu. Halbuki.. iki dakikalik mesaafeydi giristen esinin yattigi yer..

Nihayet gelmislerdi.. Perde kapaliydi.. Perdeyi actilar... Isik tam Bugra’nin yuzune vuruyordu...
"Bugraaaaa"!!! Bugrammmmm""" diye aglamaya basladi... Esi uzgun gibi yatiyordu orda.. Uyuyormusun Bugra!.. Kalk uyan oglun geldi!!!.. Yanaklarini saclarini oksamaya basladi.. Buz gibiydi Bugra.. 
" Naptilar sana Bugra? Nasil kiydilar sana!!!" Diye kapandi yuzune.. Optu onu.. Sanki Bugra’nin gozleri cabaliyordu.. Sanki uyanacti.. Buna umit ediyordu Aylin... Bilmiyordu ki.. Sicak lambadan Bugra’nin buzlari eridigini.. Bunu dusunecek vakti bile yoktu..
"Bak Bugra" dedi.. "Bak oglunu getirdim.. Kalk sev onu! Bugra!.. Bak sana bakiyor.. Al oglunu kucagina..." 
Aylin bebegini babasina dogru goturdu.. Oglu babasini cok seviyordu... Ona nasilda gulerek bakiyordu.. Daha talihsiz bebek yedi aylikti.. Babasina bakiyordu. "Al beni baba" der gibi gozlerine bakiyordu.
Babasina dogru uzandi..onu elledi..ve elini hemen cekti ve o gulen gozleri birden sonmustu ve aglamaya baslamisti. Huzun basmisti.. Cocugu hemen aldilar..goturduler baska odaya.. Cocuk halen agliyordu... durduramiyorlardi..

Aylin hem agliyor.. hemde esiyle konusuyordu:
" Hani senin Olun bile yeterdi? Neden kalkmiyorsun? Neden gittin oraya? Ben dememis miydim sana!! 
Hem agliyor hem de onun saclarini oksuyordu ve carsafi kaldirip yarasina bakti... Cok urpermisti!!! 
"Naptilar sana!! Nasil kiydilar sana?! Bugram benimmmm..." 
Basinin altina tahta koymuslardi...
" Yastik bile koymamislar.. Basi acimaz mi bunun!".. diye daha cok agliyordu.. Kolundan cekiyorlardi.. Hadi gidelim diye.. Ama Aylin Bugra’sini terk edemiyordu... Nasil terk etsin ki.. Bu son gorusu olabilirdi.. Daha ne zaman gorecekti ki esini?!!
"Birakin beni.. Biraz daha kalayim!" diye agladi...

Ah Bugra.. Lambalarda ben Saki’yi beklerken sen gectin yanimdan.. Ben bunu nasil anlayamadim.. Yine gozlerim arabanin arkasinda takili kalmisti.. Demek hissetmistim.. ama anlayamadim!!.. Sen oldugunu bilemedimmmm!!!

Aylin’in iki gözü iki çeşme gibi akıyordu... Kendini kaybetmişti sanki... Ne dediğini bilmiyordu artık.. Onu aldılar eve götürdüler. Bir sakinleştirici verip uyuttular..

      Yazar-Ressam  Latife Uğur TURKİ         08.02.2014












Bugün 376894 ziyaretçi (931105 klik) kişi burdaydı!
 
Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır.....Toga Medya.....2006 dan bu yana

“Düşünce, Aktüalite, Edebiyat”




TÜRKİYE
 
Copyrigt 2014 ..... Her Hakkı Saklıdır ..... Design by TogaMedya
Sitemizde yayınlanan haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz. mustafa_toga@hotmail.com ve info@togamedya.net E-mail adresinden bize ulaşabilirsiniz…